Merhaba arkadaşlar bu yazımda yazılımın geleceği hakkındaki
görüşlerimi sizinle paylaşmak istedim. Bu görüşlerimi paylaşırken gelecekte
gerçekleşmesini umduğum bazı hayalî (ütopik)
projelerimi açıklayacağım.
Yazılım dünyası hızlı bir gelişme içerisinde sürekli yeni
teknolojiler çıkmakta ve biz yazılımcılar olarak bunlara zar zor ayak
uydurmaktayız. Avrupa’yı bilmem ama Türkiye herhangi bir şirkette çalışan
yazılımcılar kendilerine verilen işleri bitirmek için gece gündüz çalışırken
bir yandan da yeniliklere yetişmeye çalışmaları zor bunu başaran birileri varsa
oralarda onları tebrik ederim. Çünkü yazılım sektörün de zaman demek para demek
ve “En kısa yol bildiğin yoldur.”
Atasözüyle de bunu birleştirdiğimizde çıkan sonuç bu oluyor. Yani
yeniliklere yetişmeye zamanımız yok maalesef. Müşteriler arka planda kodun
nasıl yazıldığına değil uygulamanın nasıl çalıştığına bakarlar. Zaten
piyasadaki çoğu iş, web veya şirket otomasyonu olduğu için veri tabanı
işlemlerini düzgün yaptığınızda geriye kalan kodları ne kadar kazma işi
yazsanız da günümüz işlemcileri bunların üstesinden çok rahat gelecektir. Yazılım sektöründe hız gerektiren uygulamalar
yok mu diyeceksiniz, tabi ki var ama tahminimce %1 – 2 civarındadır. Güvenlik
işleri yapan uygulamaları örnek verebilirim. Ama zaten bunları yapan kişilerde
belli bir tecrübeye erişmiş yazılımcılardır ve yeterli teknik bilgileriyle işin
altından hakkıyla kalkarlar.
Şimdi gelelim esas konumuza, ne dedik teknoloji gelişiyor
dedik, yetişemiyoruz dedik otomasyon dedik web uygulamaları, güvenlik
yazılımları dedik daha da sayılabilir. Ama bunların hepsi boş yani bence :)
belki şuan diyorsunuz nasıl boş ya bunlardan para kazanıyoruz :) evet bende
bunlardan kazanıyorum ama gerçekten boş.
Yazılımın gerçek amacı bu değil bence yani bir uygulama yazıp 10 kişinin
yaptığı işi tek bir programa yaptırmak güzel evet ama size daha güzel örnekler
vermeye çalışacağım size. Amacım bu yazıyı okuyan yazılımcıların biraz ufkunun
açılması.
Yazılıma ilk adım attığınız günü düşünün ya da daha öncesini
açtığınız “Mirc” (tamam çok eski oldu :)) programının nasıl olurda böyle
kullanabildiğinizi düşündünüz belki de merak ettiniz. (insanın başına ya
meraktan ya.. :) ) Ve yazılım dünyasına ilk adımı attınız. “Hello World” :). Bu merhaba dünya sloganını kim buldu
bilmiyorum ama gerçekten çok güzel bulmuş. O adımı attığınızda merhaba dünya
denmesinin sebebi belki de kendi oluşturduğunuz bir dünya ya ilk adımı atmış
olmanız olabilir. Yani bilgisayarın karşısına geçip birkaç şifreleme(kod
yazmak) yazdığınızda artık siz o dünyanın tanrısısınız. Orada istediğiniz her
şeyi mümkün kılabilirsiniz bir sanatçısınız. O an gerçekten muhteşemdir. Sonraları işi öğrenirsiniz web sitesi,
otomasyon derken bir şirkete girer çalışırsınız yeni teknolojiler öğrenirsiniz.
Karışık bir veri tabanı sorgusunu yaptığınızda veya asenkron çok kanallı bir
işlem gerçekleştirdiğinizde bir animasyon oynatan kod parçacığı yazdığınızda
mutlu olursunuz. Bir müddet sonra yaptığımız işlerle övünürüz arkamıza dönüp
baktığımızda “vay be ne işlerin altından kalkmışım artık ben bu işte nirvanaya
ulaştım” dersiniz. Ama belki de o noktada o ilk merhaba dünya dediğiniz günde
aklınıza gelen gece uyumadan önce beyninizde tasarladığınız projelerin,
hayallerin hiç birini yapmamış belki de unutmuşsunuzdur. Kapitalist sistemin
size emrettiği projeleri layıkıyla yaptınız kendinizi geliştirdiniz ama belki
hayallerinizden ister istemez vaz geçtiniz. Şimdi bunu bir düşünün…
Düşündünüz ve ben haksızsam sizin için gerçekten sevindim ve
açıkçası neler başardığınızı bilmek isterim. Ama eğer haklıysam gelin o zaman
hep beraber yazılımın gerçek dünyasına yine o amatör ruhla adım atalım.
MERHABA DÜNYAAAAAAAAAAAAAAAAA
Artık bunları yapmaktan sıkıldık mı veri tabanı
bağlantıları, sorgular, güvenlikler,
şifreler, şifremi unuttumlar :) istatistikler, grafikler, hesaplar, kitaplar, üyeler,
misafirler artık her duruma karşılık başka bir eylem yaptırtma, girdileri alma
ve çıktıları verme işlemi, artık doğrulama postası göndermek istemiyoruz
arkadaş. İsyanım var ulan isyanım var Bill. :)
Yazılımcıların isyanı başladı. Eee peki ne yapacağız şimdi
ne yazacağız? :)
Ne yazacağız biliyor musunuz oyun. Evet oyun 3D, 2D. Oyunlar
bizim kendi yaratığımız dünyamızdır. Ve aynı zamanda birer simülasyondur. Yani
burada oyun diye kastettiğim şey bir simülasyondur. Sizin kendi hayal gücünüzün
bir yansıması kendi fizik kurallarınızın geçerli olduğu bir dünya ve siz
tanrısınız.
İslam’a göre Allah bize kendi ruhundan üfledi. Ve bizi bu dünya ya halife olarak gönderdi.
Yani insanın yıkma ve yaratma gücü var yani zekası ve özgür iradesi var. Başka
hiçbir canlıda olmayan bu özellikler bizi tanrı yapar mı yapmaz mı onu din
bilginleri tartışsın ama en azından benim bu makalede söylediğim kendi
dünyanızın tanrısısınız kavramına ön yargılı yaklaşmamanızı rica ederim. Benim buradaki tanrı kavramı başka bir şey
yani. Polemik çıkmasın :). Aslında demek
istediğim şey bu dünyayı değiştirebilecek güce sahibiz.
Düşünsenize %100 mükemmel bir fizik motoru yaptığımızı?
Robot Arena diye bir oyun vardır bilir misiniz? Oyun şöyle çeşitli parçalar var
bunları birleştirerek kendi robotunuzu yapıp savaştırıyorsunuz.
Çok güzel bir oyun fakat oyunda parça bakımından çok fazla
seçenek yok. Şimdi düşünün öyle bir fiziksel dünya yarattınız ki her parça gerçek
dünyada çalışması gerektiği şekilde çalışıyor.
Bir mucit size geliyor diyor ki; arkadaşım bana şöyle şöyle parçalar gerekiyor programa ekler misiniz bir makine yapacağım :) siz ekliyorsunuz ve mucidimize veriyorsunuz o bilgisayarında sistemi kuruyor çalıştırıyor deniyor. Ve bu yaptığı makineyi sonra gerçek dünyada bire bir yapıp kullanıyor. Düşünsenize evinde oturup bu programı kullanan herkes birer mucit :).
BACK TO THE FUTURE..
Belki defalarca izledik bu filmi geleceğe dönüş :). İnanın bana arkadaşlar zamanda yolculuk yazılım
ile olacak. Öyle Einstein’ın ( doğru yazdım inşallah) teoreminden gidip ışık
hızına ulaşmaya çalışmakla olmaz bu iş :). Yerin altına kilometrelerce tünel
kazıp big bang’i yaratmakla da olmayacak gibi. Tabi bunlar güzel deneyler güzel
sonuçlar çıkarır inşallah ve insanlık seviye atlar ümidindeyim ama belki de
ileride bu deneyleri yapmak için kilometrelerce tünel kazmak gerekmeyecek?
Sizce olabilir mi? Bence olur :). Bir kimya laboratuvarın da laborantın deneyi
ilk önce bilgisayarında denediğini hayal edin :) Tabi bunlar hep birbiriyle bağlantılı
deneyler yapılacak yazılım sistemi o deneye göre değişecek sonra o yazılımın
çıkardığı sonuçla başka deneyler yapılacak. Gelişim hızı 3-4 katına çıkacak.
Yani milyon yıllarca öncesini bilgisayarımızda resmedip o zamanki fiziksel ortamı yaratıp evrim var mı yok mu bunu anlayabileceğiz belki de. Geçmişten günümüze kadar olan değişimleri hesaplayıp geleceği görebileceğiz belki de…
Yapay zekadan bahsetmedim bile o ayrı bir konu :).
MATEMATİK EVRENSEL BİR DİLDİR.
Şimdi artık kafanızı o her zaman yaptığınız işlere
takmayın. Bir işletim sistemi yazmak
bile gerçekten zor değil daha çok sabır işidir. Yeterli teknik bilgiye sahip
olduğunuzda bir bilgisayarı boot etmek, assembly ile program yazabilmek C ve C++ bunların hepsi teknik bilgi ve
öğrenilir. Ama elimizin altına bu teknolojiyi veren insanlar assembly’i ve işlemciyi yapan insanlar birer
hayalperestti, bize düşen ise onların hayalini devam ettirmek.
Bütün bu söylediklerimin hepsi matematik ile mümkündür. Matematik ile yazılım birleştiğinde artık siz bir sanatçısınız ve eseriniz bir resim, bir müzik değil yeni bir dünya olacaktır. “MERHABA DÜNYA”.
Not: Bu dünyada değiştiremeyeceğimiz tek şey insanların duygularıdır. Önemli ve özel olan asıl şey budur. Sevgiyi hangi bilimsel kurala bağlayabilirsiniz ki...